FORUMLAR

4 Eylül 2016

Fabrikalardan plazalara işçi özörgütlenme forumu

https://isciforumu.wordpress.com/2016/09/24/4-eylul-isci-forumu-sonuc-bildirgesi/

Çeşitli sektörlerden işçiler olarak, 29 Nisan 2016 tarihinde gerçekleştirdiğimiz forumun öncesinde, forum organizasyonu toplantıları düzenlemeye başladık. Kolektif çalışmanın ve bir arada hareket etmenin, yapılacak işleri hızlandırdığını ve kolaylaştırdığını bu toplantılardan bir kez daha öğrendik. İşçilerin pratik silahları olan iş yeri mücadele deneyimlerini, organizasyon toplantılarında biriktirmeye başladık.

Düzenlediğimiz ilk forumun amacı; 1 Mayıs’ta kendilerini ifade edecek, taleplerini dile getirecek kürsülerde konuşturulmayan biz işçilerin, isteklerini anlatabileceği, birbirleriyle deneyimlerini paylaşabileceği bir kürsü kurmaktı. Forum gerçekleştiğinde deneyim birikimimiz arttı ve sonrasında da artmaya devam etti. İşçi direnişlerine ortak destek vermeye başladık. Bir arada durarak daha verimli ne gibi işler yapabiliriz diye düşünmeye, gücümüzün el verdiği ölçüde gerçekçi hedefler belirleyerek bu hedeflere ulaşmaya yoğunlaştık.

İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır.

Ve sonrasında “İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır.” fikrinden hareketle; işçilerin mücadelelerini yükseltmek, köhnemiş sendikacılık anlayışını parçalamak, tüm dayatmacı ve baskıcı geleneksel davranış biçimlerinin reddeden yeni bir kültür yaratmak için ortak olarak ne yapabiliriz diye tartışmak üzere, tüm sektörlerde çalışan işçilere çağrı yaparak, 4 Eylül 2016’da bir araya geldik. Otuza yakın sektörden işçilerin katılımıyla bir işçi forumu gerçekleştirdik.

14264915_631551163673556_4546491253991678358_n

Forumun genelinde mevcut sendikal geleneğin yarattığı sorunlardan örnekler vererek bahsedildi. Öz örgütlenme fikrinin önemine vurgu yapıldı. Dar grupçu anlayışla işçi sınıfı hareketinin yol alamayacağına değinildi. Tartışılacak işçi konseyi, meclisi, forumu vs. isimli bir yapının, alacağı formun içerisinde yer alan işçiler tarafından, işçi demokrasisi işletilerek belirlenmesi gerektiği ifade edildi. Sağlıklı bir yapının kurulmasının tüm sınıfın çıkarına olacağı belirtildi.

UZUN VE KARANLIK BİR KIŞ KAPIMIZDA!

LAKİN UMUT KAF DAĞININ ARKASINDA DEĞİLDİR!

  • İşçi hareketinin önünün açılmasına katkı sunacak yeni bir araç kurgulamak için çalışmalıyız.
  • Gündelik pratik iş yeri sorunlarımıza akılcı çözümler üretebilir hale gelmeliyiz.
  • Forum ve benzeri araçlardan edindiğimiz birikimleri birleştirerek tartışmamız, vardığımız sonuçları açıklamamız ve yeni eleştirileri değerlendirmemiz gerekiyor.

Daha yapılacak çok işimiz var!

Haydi Dayanışmaya!

hands-together


29 Nisan 2016

“İşçi Forumu”

https://isciforumu.wordpress.com/2016/05/26/isci-forumu-2016-sonuc-bildirgesi/

29 Nisan 2016 Cuma akşamı, direnişleri devam etmekte olan veya kendi iş alanları içerisinde örgütlenme faaliyeti yürüten yaklaşık 20 farklı alandan işçinin, hem organizasy-onunu üstlendiği hem de konuşmacı olarak katıldığı bir forum gerçekleştirdik. Sorunlarımızı ifade ederek, taleplerimizi dile getirmek üzere kendi kürsümüzü kendimiz kurduk.

80 dönemi sonrasında gerçekleşen, mevcut çalışma ve yaşam koşullarımızın iyileşme-sinde büyük katkısı bulunan, Netaş, Zonguldak maden ve Tekel gibi büyük direnişlerden işçilerin katıldığı forumda, ayrıca direnişleri devam eden Beşiktaş Belediyesi taşeron işçileri, Swiss Otel işçileri, İnşaat işçileri ve Çapa Hastanesi taşeron işçileri de söz alarak, kendi yaşadıkları deneyimleri anlattılar. Direnişlerine Mersin ve Eskişehir’de devam etmekte olan Şişecam işçileri ise kendilerinin çekip gönderdikleri video mesajı ile etkinliğe katkı verdiler.

Metal sektörü işçileri, Odeabank, Dora ve Çınar Otel işçileri ile Mağaza ve Market Çalışanları Dayanışma Ağı, Bilişim Çalışanları Dayanışma Ağı, Plaza Eylem Platformu, Kaç Bize Gel ve Çağrı Merkezi Çalışanları da forumda söz alarak kendi alanlarındaki örgütlenme mücadelelerini anlattılar.

Forum esnasında ABD’li ve Fransa’lı işçilerle de canlı bağlantı sağlandı. Fransa’da uluslararası mali politikaların dayatmasıyla kabul ettirilmeye çalışılan yeni çalışma yasasına karşı devam etmekte olan genel grev hakkında bilgi paylaşılırken, ABD’den bağlanan Uluslararası İşçi Filmleri Festivali emekçisi kardeşimizin enternasyonel mücadelenin ger-ekliliğine vurgu yaparak, direnişleri devam eden Swiss Otel işçilerine yönelik “Sizin mücadeleniz bizim mücadelemiz, bizim mücadelemiz sizin mücadelenizdir!” şeklinde verdiği dayanışma mesajı salonda coşkuyla karşılandı. Uluslararası işçi bağlantılarının, dayanışma ve örgütlenmelerinin bugün çok daha olanaklı ve zorunlu hale geldiğini de forumdan tekrar öğrenmiş olduk.

Aynı sendikada örgütlenen Dora, Grand Hyatt ve Çınar Otel işçilerinin, direnişleri de-vam etmekte olan Swiss Otel işçilerine destek amaçlı olarak beş dilde hazırladıkları pankartı açarak birleşik mücadeleye yaptıkları vurgu, katılımcılar tarafından alkışlar ve sloganlarla desteklendi.

Netaş işçisi konuşmasında, direnişleri devam eden Beşiktaş Belediyesi ve Swiss Otel işçilerinden bahsederek, mevcut ve gelecekte var olabilecek direnişler için beraber hareket etmenin ve direnişleri ortak olarak ziyaret etmek, destek vermek ve dayanışmanın mücadeleyi kazanmak adına olumlu etkisi olacağını söyleyerek, forum bileşiminin direnişteki işçilere destek vermek için beraber hareket etmesini önerdi. Bileşimce benimsenen bu öneriden hareketle, süren direnişlerin sesi olmak ve büyütmek için her türlü sorumluluğu üs-tlenmeyi forumun yapıldığı günden beri üzerimize iş edindik.

Konuşmaların büyük çoğunluğunda, geçmiş işçi mücadelesi deneyimlerinin yolumuza ışık tutacağı ve birleşerek mücadele vermenin hepimizin mücadelesini kolaylaştıracağı üzerine vurgular yapıldı. Deneyimlerimizi birbirimize aktarmanın, aynı yanlışları tekrarlama-mak, geleceğe bir birikim bırakabilmek için büyük önem taşıdığı anlatıldı. Haklarımıza yapılan saldırılara karşı birlikte hareket edebileceğimiz yeni alanlar yaratmamızın gerekliliği konusu ifade edildi.

Forum sonrası görüşmelerimizde ise, etkinliğin oldukça samimi bir havada geçtiği ve daha fazla bir araya gelmenin göstermelik, bürokratik, hiyerarşik yapıların sağlamayı başaramadığı birlikteliğin önünü açaçağı yönünde olumlu eleştriler yapıldı. Sınıfın geleneksel olan ile en gelişmiş ve yeni kent işçi tiplojisinin bir parçası olan, birikim ve deneyimlerinin yeni bir sınıf damarı yaratma enerjisine dönüşebileceğini hissetiğimiz, kol ve kafa işçilerinin dayanışma, örgütlenme ve mücadele olanaklarının tartışıldığı, sadece mevcut durumun eleştrisinden ibaret olmayan, yeni olanakların da düşünülerek değerlendirildiği bir forum gerçekleştirdiğimiz ifade edildi.

Tüm sektörlerde çalışan biz işçilerin haklarına yönelik saldırıların giderek arttığı, çalışma koşullarımızın hızla kötüleştiği günümüz şartlarında; İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır! fikrinden hareketle; birlikte tartışmak, birlikte iş yapmak, birbirimizin mücadelelerine omuz vermek, yürürken beraber öğrenmek gibi isteklerimizin ortaklaştığı bir zamanda, tarihsel bir görev olarak önümüzde duran birleşik mücadeleyi örebilmek için bir arada durmaya devam etmeyi öneriyoruz! İçerisinde bulunduğumuz dar boğazı aşabilmek ve iş kolu kavramından bağımsız yeni örgütlenme şekillerini geliştirmek üzere tartışarak, işçi demokrasisinin hakim olacağı bir konsey halinde birleşerek örgütlenmenin önünü açacak yeni perspektifler sunan bir öz organizma yaratmayı öneriyoruz.!

İş yerlerimizde yasal haklarımızı kullanmamızın dahi sistematik olarak engellenmesi, memleketin içerisinde bulunduğu baskı ve şiddet ortamı, kişisel korkuları arttırarak, insan-ların giderek içine kapanmasına ve yalnızlaşmasına sebep oluyor. Sistematik saldırılara karşı beraber sistematik savunmalar üretmeliyiz. Gelin işçi konseyini beraber kuralım. Konuşalım, tartışalım, öğrenelim, öğretelim… Önümüzdeki süreçte neler yapabileceğimize beraber karar verelim.

Haydi örgütlenmeye!

 


27 Nisan 2014

“ŞİMDİ SÖZ İŞÇİLERDE!” forumu

YoğurtÇu ParkI’nda İŞÇİLERler 1 Mayıs kÜRSÜSÜ kurdu!

https://isciforumu.wordpress.com/2014/04/28/yogurtcu-parkinda-isciler-1-mayis-kursusu-kurdu/

Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda yapılan İşçi Forumu’nda konuşan işçiler deneyimlerini paylaştı, birlikte mücadelenin önemine dikkat çekti

ELÇİN YILDIRAL

İstanbul Kadıköy’deki Yoğurtçu Parkı’nda biraraya gelen işçiler, İşçi Forumu’nda söz aldı. 1 Mayıs’ta Taksim’in yasak olması nedeniyle işçilerin sorunlarını anlatabileceği bir ortamın olamayacağı düşüncesiyle gerçekleştirilen forumda, işçiler örgütlenme ve direniş deneyimlerini paylaştı, sömürü düzenine karşı birlikte mücadelenin önemine dikkat çekti.

‘HAKLARIMIZI ALANA DEK…’
Forum, iş cinayetlerinde yaşamlarını yitiren işçiler için yapılan saygı duruşuyla başladı. Kürsüye ilk olarak patronaj kararıyla kapatılan ve 15 gündür gazete binasında hakları için direnen Karşı Gazetesi emekçisi Işık Kıribrahim geldi. Kıribrahim, hakedişlerini alabilmek için gazete binasını terk etmediklerini belirterek, “Haklarımızı alana dek direnişimiz sürecek” dedi. Direnişte dayanışmanın gücünü bir kez daha gördüklerini ve mücadele pratiği kazandıklarını söyleyen Kıribrahim, direnişin başından bu yana çıkardıkları Karşı Direniş gazetesi için 1 Mayıs’ta özel bir sayı hazırlayacaklarını duyurdu.

‘SOYADIMIZ KÖLE’
“Adımız taşeron, soyadımız köle, bir ömür böyle gitmez!” sloganı ile kürsüye gelen taşeron sağlık işçisi Kadir, İstanbul Üniversitesi’ne bağlı hastanelerde taşerona karşı başkaldırdıklarını söyledi. Taşeronun ölüm demek olduğunu belirten Kadir, kendilerine devleti zarara uğrattıkları gerekçesiyle ihtarname geldiğini söyledi.
İnşaat İşçileri Sendika Girişimi’nden Mustafa Akyol, ” İşçi dostu olduğunu söyleyenler Greif işçileri direnirken neredeydi?” diyerek sitemini dile getirdi. Önceki gün bir günde 6 inşaat işçisinin yaşamını yitirdiğine dikkat çeken Akyol, “Çalışma Bakanı ‘Denetmenimiz yok’ diyor. Ceza geldiğinde de bizlerden parasını alıyorlar” diye konuştu.

Kazova İşçisi Davut Çelik de, sendikaları eleştirdi. Sendikaların ihanet içerisinde olduğunu söyleyen Çelik, taşeron sisteminin sebebinin sendikalar olduğunu söyledi, direnen işçilerin birleşmesi gerektiğini kaydetti.

‘BEYAZ YAKALI DEĞİL İŞÇİYİZ’
Kaç Bize Gel Platformu’ndan Tunç Karaçay ise, “Beyaz yakalı değil, işçiyiz” diyerek, masa başında emeklerini sattıklarını söyledi. Karaçay, kendilerini büro işçisi olarak gördüklerini ifade ederek, her işçinin yaşadığı sorunları kendilerinin de yaşadığını belirtti.
Greif işçisi Coşkun Alsaç, sendikayla değil, sendika bürokrasisiyle sorunlarının olduğunu vurguladı. Alsaç, sendika bürokratlarının direnişi bölüp parçalamak için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.

Punto işçileri adına konuşan Kenan Atık ise 270’inci gününe gelen direnişlerinde ağır bedeller ödediklerini, daha da sürecek olan bu direnişte bedel ödeteceklerini ifade etti.

***

Plazalarda taşeronlaşma

Bilişim Çalışanları Dayanışma Ağı’ndan Mustafa Dumlupınar, taşeronlaşmanın en yaygın olduğu sektörlerden birinde çalıştıklarını ifade etti. Çalıştıkları plazalarda, ofislerde 3-4 kişilik birimlere bölündüklerini kaydeden Dumlupınar, bu nedenle bir araya gelemediklerini söyledi. Bu durumda ne işgal ne de greve gidebileceklerini belirten Dumlupınar; bu sektörde çalışanların işçi oldukları noktasında farkındalık geliştirmeleri gerektiğine dikkat çekti.

http://birgun.net/haber/yogurtcu-parki-forumunda–isciler-1-mayis-kursusu-kurdu-13588.html

Kad¦-k+Ây-¦-+ş+ği Forumu 26.4.2014

26.4.2014 tarihinde Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda düzenlenen İşçi Forumu’na da katılan Taşeron İşçilerinin Sesi “Adımız Taşeron Soyadımız Köle Bir Ömür Geçmez Böyle!” şiarıyla kürsüye çağrıldı. Çapa Taşeron İşçileri adına yapılan konuşmada taşeron kölelik sisteminin yol açtığı hak gasplarına, müfettiş raporları ve mahkeme kararlarıyla hileli (muvazaalı) çalıştırıldıklarına dair yapılan tespit ve kararların gereğinin yapılmayarak taşeron şirketler kanalıyla çalıştırıldıklarına, yemek yol ve maaşlarında %5’lik kesintiler yapılması nedeniyle başlattıkları grev ve devam eden direniş ve mücadelelerine değinildi. Yaklaşan 1 Mayıs nedeniyle “Enternasyonalist Dayanışma” vurgusu yapan Taşeron İşçilerinin Sesi 29.4.2014 Salı günü yapılacak olan eylemlerinin de duyurusunu yaptı.

Söz Yetki Karar:

Başından bu yana “Söz Yetki Karar İşçilerindir!” anlayışının içini boşaltanları ve tepeden inme dayatmacı yaklaşımları eleştiren Taşeron İşçilerinin Sesi Nisan direnişlerinde de bu noktaya dikkatleri çekti. “İşçilere sormadan grev bitirilemez”, “mücadelenin her aşamasında direnişin kaderini belirlemesi gereken işçilerdir” dedi ve eleştiri oklarını aksi yöndeki gelişmelere yöneltti. “Grev ve direnişin sağladığı birleşik mücadelenin sürekliliği işçilerin söz ve karar sahibi olmasından geçiyor” diyen Taşeron İşçilerinin Sesi, “bürokrasi işçi sınıfının pasıdır ve bürokrasiye karşı mücadele sınıf mücadelesinin vazgeçilemez bir parçasıdır” noktasında ısrar ediyor. Bu yaklaşımları “sendikacılığı meslek edinen ve geçim kapısı kılan sendikacılar” tarafından ve “maaşlı sendika uzmanları” tarafından tahammül edilmez bulunuyor.

Taşeron İşçilerinin Sesi’nin sendika bürokrasisine karşı duran yaklaşımı Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda düzenlenen İşçi Forumu’nda karşılığını bulmuştur.

Bu Daha Başlangıç Mücadeleye Devam!      

https://isciforumu.wordpress.com/2014/04/27/isci-forumu/


İşçi sınıfı mücadele ve örgütlenme deneyimlerini paylaşıyor” isimli forum 4 Haziran Cumartesi günü gerçekleşti. Foruma BİÇDA ve EİMA (Eğitim İşçileri Mücadele Ağı)’dan işçilerin yanı sıra inşaat işçisi (Safir direnişçisi), Casper direnişçisi ve bir de Amerika’da Tarih öğretmeni olan ve aynı zamanda New York City Üniversitesi’nde çalışan Carol Lang katıldı.

Carol Lang ilk konuşmacıydı ve Amerika sınıf mücadelesi tarihi hakkında uzunca bir sunum yaptı. Simultane çeviri eşliğinde gerçekleşen sunumda, Amerikadaki işçi sınıfının dünü ve bugününü anlattı.Siyahların ve beyazların durumuna değindi ve bugünkü politik güçler üzerinde durdu. Amerikalı vatandaşların öncesinden farklı olarak bugün sosyalistlere çok katı bakmadığını dile getirdi. Carol sunumun devamında, işçi sınıfının önderlerinden Genouris’i anlattı. Ancak onun işçi sınıfını patronlarla uzlaştıran bir yaklaşıma sahip olduğundan dolayı  işçi sınıfının iktidar ve siyasal talebini engelleyici bir rol oynadığınının üzerinde durdu.Amerikan tarihinde başkan Roosevelt’i bugün başkan olan Obamaya benzetti. Çünkü Roosevelt’in de Obama gibi demokrat durduğunu ancak onun döneminde bir çok katliamın yapıldığının altını çizdi. Ucuz kredilerle işçi sınıfını mülkleştirme politikası olarak “mortgage” ile Amerika işçi sınıfının ’70′lerde tanıştığın anlattı.

Uzunca süren sunum sıkıcı olmaktan uzaktı. Amerika işçi hareketinin bilmediğimiz yönlerine dair aydınlatıcı oldu. Carol Amerika’da tarih öğretmenliği yaptığını bunun yanı sıra da New York City Üniversitesinde sekreterlik de yaptığını söyledi. İki işte birden çalışmasını Amerika şartlarında geçinebilmek için olduğunu vurguladı. Öncü duruşu ve siyasi düşüncelerinden dolayı New York Üniversitesi patronunun onu işten atmaya çalıştığını anlattı. Amerika’daki bugünkü sendikal mücadeleyi ve varolan sendikal bürokrasi üzerinde durdu.

Daha sonra Casper işçisi bir konuşma yaptı. Casper direnişinde belli siyasi partilerden ve Eğitim-Sen den destek geldiğini söyledi. Biçda’dan da destek aldıklarını aktardı. Casper’de toplam 28 işçinin işten atıldığını anlattı. “Hedef ve talepleriniz var mı?” diye sorulan soru üzerine, Casper işçilerinin üç talebinin olduğunu aktardı. Atılan işçilerin işe alınması, sendikalı olma hakkı, güvenceli onurlu bir iş ortamı. İlk ikisinin Casper işçileri için asla taviz verilmeyecek talepler olduğunu söyledi.
BİÇDA adına yapılan konuşmada bugüne kadar yapılan eylem ve etkinliklere değinildi. Daha önce kurulan BİT-DER süreci anlatıldı. BİT-DER’in bir dernek olmadığı söylendi. Görüş ayrılıkları neticesinde BİÇDA’nın kurulduğu ifade edildi. BİÇDA’lı konuşmacı, BİÇDA’nın  şu an dernek olmadığını , dayanışma ağı olarak faaliyetlerini yaptığını açıkladı. Ağ tarzı örgütlenmenin birçok avantajının yanında en önemli etmenin belli bir yönetici posizyonunda kimsenin olmadığı ve ortak bir zeminde karar alındığını ve uygulamanın da hep birlikte gerçekleştirildiğini anlattı. Dernekleşme ve sendikalaşma konusunda sorular soruldu. BİÇDA’lı işçi ileri vadede bir hedeflerinin olmadığını, öncelikle yol almak gerektiğini, bilişim işçilerinin örgütsüz kesimlerine doğru biraz daha kapsayıcı olduktan sonra mücadelenin evrilebileceğini anlattı. Kurum açma gibi bir hedefin henüz işçilerin çok küçük bir azınlığının dahi kapsanmadığı durumda çalışmayı engelleyebileceğini söyledi. EİMA’dan eğitim işçisi ağ tarzı örgütlenmeyi özgün bulduklarını, yöneten-yönetilen ilişkisinin olmadığı bir model üzerinden geliştiği için BİÇDA’yı bu açıdan merak ettiklerini söyledi BİÇDA’dan işçi ağ tarzında örgütlenmenin ayırt edici yönlerinin yanında yüz yüze insansı ilişkilerin de olmazsa olmazı üzerinde durdu.

Forumun devamında samimi aktarımıyla inşaat işçisi söz aldı. Safirdeki direnişi anlattı. İnşaat işçilerinin çalışma koşulları üzerinde durdu. Kölelik ve onursuzluk, aşağılık bir şekilde dayatılan çalışma koşullarını anlattı. Devrimcilerin inşaat sektöründe hiç çalışma yürütmediklerinden şikayet etti. İnşaat alanında örgütlenme yapan bir sendikanın dahi bulunmadığını söyledi. “Ben okumamış biriyim, burada masa başlarında nasıl konuşacağımı bilmem bana yumruğunu kaldıracak adam lazım” diyerek işçi hareketinde olmazsa olmaz olan militan duruşun altını çizdi.

Karşılıklı soru cevaplarla oldukça verimli bir konuşma oldu. Carol foruma katılan bileşenlerden bir ekip kurulmasını ve inşaat sektöründe örgütlenme çalışmasının başlatılması gerekiğini önerdi. Öneri foruma katılan tüm bileşenlerce kabul edildi. İnşaat işçisi arkadaş inşaat sektöründe örgütlenme çalışması yapıldığında işçilerin buna çok açık yaklaşacağını ve çalışmanın karşılık bulacağının altını özellikle çizdi.

EİMA’dan eğitim işçisi sendikal bürokrasiden, işçi demokrasisinin öneminden bahsetti. Devrimcilerde ve toplumda olan yanlış hakim öğretmen algısını anlattı. Öncesinde yaptıkları çalışmaları anlattı. Ağ tarzında örgütlenmenin önemi üzerinde durdu.
Sonuç olarak farklı işçi kesimleri olarak organize ettiğimiz forum oldukça verimli geçti. Birbirimize dokunduk. Birbirimize hem yaşadığımız sorunları aktardık, hem de birleşik mücadelinin olmazsa olmaz olduğu üzerinde durduk. Bunun bizim elimizde olduğu, ancak biz yaparsak başarabileceğimiz üzerine konuştuk. İnşaat işçilerine yönelik yürütülecek çalışma için bir ekip kurulması yönünde somut adım atma kararı aldık. Hiç bilmediğimiz Amerika işçi sınıfı mücadelesi üzerine bilgi edindik, koşulları, şartları, kapitalistlerin nasıl saldırdıkları ve karşısında neler yapıldığı üzerine birlikte konuştuk.

Forum sonrası işçiler olarak iletişimimizi sürdürmek için bir mail grubu oluşturduk.